*MERCOSUR'UN TÜRK ÇİFTÇİSİNE OLASI ETKİLERİ*
AB-Mercosur ticaret anlaşması ile ilgili tarihi bir dönüm noktasına ulaşıldı.
Süreç Nasıl İşleyecek?
Anlaşma iki parçaya bölündü:
Geçici Ticaret Anlaşması (iTA): Sadece ticaret ve gümrük vergilerini kapsıyor. Yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu'nun onayı ve AB Konseyi'nin nitelikli çoğunluğu yeterli.
Ortaklık Anlaşması (EMPA): Siyasi diyalog ve iş birliğini kapsıyor. Bunun tamamen yürürlüğe girmesi için tüm AB üyesi ülkelerin ulusal parlamentolarında (Fransa dahil) onaylanması gerekiyor ki bu sürecin 2027'ye kadar uzaması bekleniyor.
Özetle: İmzalar atıldı, ancak Avrupa Parlamentosu'ndaki kritik oylama şu an gündemin en sıcak maddesi.
*MERCOSUR ONAYININ TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ (Gümrük Birliği üzerinden) NE OLUR?*
Bu anlaşma ile mesela paketteki et, peynir, donmuş çilek gibi ürünler Türkiyeye gümrüksüz girecek mi?
Bu sorunun cevabı hem teknik bir "evet" hem de pratikte bir "hayır" içeriyor. İşin püf noktası Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin kapsamı ve Mercosur anlaşmasının nasıl yapılandırıldığıyla ilgili.
Kısa cevap: Hayır, doğrudan ve hemen gümrüksüz girmeyecek. Ancak bu ürünlerin Türkiye pazarına girmesini kolaylaştıracak çok kritik bir "arka kapı" riski oluşuyor.
Detayları şöyle açıklayabilirim:
1. Temel Kural: Tarım Ürünleri Gümrük Birliği Kapsamında Değildir
Türkiye ile AB arasındaki mevcut Gümrük Birliği anlaşması sanayi ürünlerini kapsar. Et, peynir, çilek ve domates gibi temel tarım ürünleri bu kapsamın dışındadır.
Bu nedenle, Brezilya'dan gelen et veya Uruguay'dan gelen peynir, AB-Mercosur anlaşması imzalandı diye Türkiye'ye otomatik olarak gümrüksüz giremez. * Türkiye bu ürünlere kendi ulusal gümrük tarifelerini uygulamaya devam eder.
2. "Arka Kapı" Riski: İşlenmiş Tarım Ürünleri
İşte tehlike burada başlıyor. Anlaşma uyarınca Mercosur ülkelerinden gelen hammaddelerle (ucuz şeker, ucuz et, ucuz meyve) AB içinde üretilen işlenmiş gıdalar (örneğin dondurulmuş pizzalar, hazır soslar, çikolatalar, bisküviler) Gümrük Birliği sayesinde Türkiye'ye gümrüksüz veya çok düşük vergilerle girebilir.
Donmuş Çilek: Eğer ham meyve olarak gelirse gümrüğe tabi. Ancak AB'de işlenip bir karışım veya paketli ürün haline gelirse gümrüksüz girme ihtimali artar.
Peynir: Bazı özel peynir türleri işlenmiş gıda kategorisinde değerlendirilebildiği için gümrük avantajlarından faydalanabilir.
3. Türkiye'nin En Büyük Sorunu: Asimetri
Anlaşmanın Türkiye için asıl sancılı kısmı şudur:
İthalat Kapısı Açık: Mercosur ürünleri AB üzerinden dolaylı olarak veya AB pazarına girdikleri düşük maliyetli koşullarla Türkiye pazarına baskı yapabilir.
İhracat Kapısı Kapalı: Türkiye, Mercosur ülkeleriyle (Brezilya, Arjantin vb.) kendi serbest ticaret anlaşmasını imzalamadığı sürece, bir Türk üreticisi oraya ürün satarken yüksek gümrük vergileri ödemeye devam edecek. Yani biz onlara mal satamazken, onların ürünleri bizim pazarımızı zorlayacak.
ÖNLEMLER NE OLUR?
Bu durumun Türk çiftçisi üzerindeki olası etkileri veya Türkiye'nin bu konuda alabileceği önlemler (ek mali yükümlülükler gibi) neler olabilir?
AB-Mercosur anlaşması, Türkiye için sadece bir "ticaret anlaşması" değil, aynı zamanda tarımsal ve endüstriyel bir güvenlik meselesidir. Türkiye'nin bu konuda atabileceği adımları ve Türk çiftçisinin karşılaşabileceği senaryoları şöyle analiz edebiliriz:
1. Türk Çiftçisi ve Üreticisi Üzerindeki Etkiler
Mercosur ülkeleri (özellikle Brezilya ve Arjantin) dünyanın "süpermarketleri" olarak bilinir. Ölçek ekonomisi sayesinde çok düşük maliyetle üretim yaparlar.
Fiyat Baskısı: AB pazarı bu ucuz ürünlerle (et, şeker, soya, dondurulmuş meyveler) dolduğunda, AB'li üreticiler ellerindeki fazla malı Türkiye gibi komşu pazarlara çok daha agresif fiyatlarla satmaya çalışabilir.
Hammadde Rekabeti: Türkiye'deki meyve suyu veya dondurulmuş gıda sanayicisi, yerli çilek yerine AB üzerinden dolaylı gelen daha ucuz Mercosur kökenli hammaddeye yönelebilir. Bu durum yerli üreticiyi zor durumda bırakabilir.
2. Türkiye’nin Alabileceği Önlemler
Türkiye, bu "haksız" rekabetten korunmak için şu mekanizmaları devreye sokabilir:
Ek Mali Yükümlülükler (EMY): Gümrük Birliği nedeniyle gümrük vergilerini doğrudan artıramasa da Türkiye, yerli üreticiyi korumak adına belirli ürün gruplarına "ek mali yükümlülük" veya "ilave gümrük vergisi" getirebilir (Ancak bu durum AB ile diplomatik gerilim yaratabilir).
Menşe Kuralları Denetimi: Türkiye, AB'den gelen ürünlerin gerçekten AB menşeli olup olmadığını çok daha sıkı denetleyebilir. Eğer bir ürün sadece paketlenmek için AB'ye girip oradan Türkiye'ye geliyorsa (Transit ticaret), Türkiye buna tam gümrük vergisi uygulama hakkına sahiptir.
Kotalar ve Standartlar: "Gıda güvenliği" veya "ilaç kalıntısı" gibi teknik standartları yükselterek, standart dışı ucuz ürünlerin girişini zorlaştırabilir.
3. Stratejik Çıkış Yolu: Kendi Serbest Ticaret Anlaşmamız
Türkiye'nin asimetriyi bozmak için yapması gereken en önemli hamle, Mercosur ile kendi Serbest Ticaret Anlaşmasını (STA) imzalamaktır.
Müzakereler: Türkiye aslında yıllardır Mercosur ile görüşüyor ancak Brezilya ve Arjantin’in korumacı politikaları süreci yavaşlatmıştı.
Fırsat: Eğer Türkiye de benzer bir anlaşma yaparsa, Türk sanayicisi (tekstil, otomotiv parçaları, beyaz eşya) Güney Amerika pazarına gümrüksüz girebilir. Böylece ithalatın yarattığı açık, ihracatla dengelenebilir.
Özetle Ne Olacak?
Kısa vadede market raflarında bir gecede "ucuz Brezilya eti" görmeyeceğiz, ancak işlenmiş gıda sektöründe (çikolata, bisküvi, dondurulmuş karışımlar) ciddi bir ithalat baskısı oluşacak. Türk çiftçisi için en büyük koruma, devletin uygulayacağı referans fiyatlar ve ithalat kotaları olacaktır.
ÜRÜN GRUPLARINA GÖRE NE OLUR? ÖZET
Sanayi Ürünleri,"Otomotiv, kimya ve makine ürünleri gümrüksüz girer."
Tarım Ürün Grubu,Türkiye'ye Gümrüksüz Girecek mi?, Neden?
Taze et, peynir vb. tarım ürünleri Gümrük Birliği dışında.
İşlenmiş Gıda: Kısmen, Sanayi/İşlenmiş ürün kapsamında AB üzerinden gelebilir.

